Asılsız emeklilik vaadinde bulunan sözde danışmanlara dikkat

Kaynak : http://zaman-online.de/

Onemli Uyari Emeklilik aracisiYeterli donanıma sahip olmayan sözde uzmanlar ya da danışmanlık şirketleri Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’de ilgili kanunları bilmemesinden ya da takip edememesinden yararlanarak olmadık vaatlerde bulunuyor. Söz konusu kişi ve kurumların buradan aldıkları ‘iş’leri Türkiye’de bazı avukat veya aracı kişi/kurumlara devrederek bir anlamda ‘aracılık’ yaptıkları da tespit edildi. Uzmanlar bilgisi ve yetkisi olmayan sözde uzmanların suç işlediğini söyleyerek uyarıyor.

Almanya’ya işçi göçünün üzerinden 50 yıl geçti. Vatandaşlarımızın birçoğunun aklının bir köşesinde bulunan  ‘dönüş’ düşüncesi ise her zaman canlılığını koruyor. Beş yıl, on yıl derken artık iş emeklilik noktasına kadar geldi dayandı. Özellikle son on yılda Almanya’da işsizliğin artmasına paralel olarak vatandaşlarımız emeklilik hesaplarını ‘Türkiye’den emeklilik’ üzerine kurgulamaya başladı. Bu konuda Türkiye’deki Sosyal Güvenlik Kurumu da vatandaşlarımıza farklı alternatifler sunuyor.

Bilindiği gibi 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile yapılan reformla, 2006 yılında farklı norm ve standartlara göre hizmet sunan SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı tek çatı altında birleştirildi.

BORÇLANMA KAPSAMINDAKİ SÜRELER

Yurtdışı borçlanma konusundaki ilgili kanuna göre, yurtdışında geçen sigortalılık süreleri, bu süreler arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri, ev hanımı olarak geçen süreler, borçlanma kapsamında. Ancak yine sözkonusu kanuna göre, yurtdışında 18 yaşın doldurulmasından önce, Türk vatandaşlığının kazanılmasından önce veya Türk vatandaşlığının kaybedilmesinden sonra geçen sigortalılık, işsizlik ve ev kadını olarak geçen süreler, Türkiye’deki sosyal güvenlik kanunlarına göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları kapsamında geçen sürelerle çakışan yurtdışı süreleri, ikili sosyal güvenlik sözleşmelerine göre kendilerine kısmi aylık bağlanmış olanların yurtdışında geçen sigortalılık süreleri arasında ve bu sürelerin bitim tarihinden sonraki işsizlik sürelerinin borçlandırılması mümkün olmuyor.

Dolayısıyla 18 yaşından önceki sürelerle yabancı ülke vatandaşlığında, mesela Alman vatandaşlığında geçen süreler kesinlikle yasal olarak borçlanılamıyor.

BORÇLANMADA BAŞVURU NASIL YAPILIR?

Yurtdışında yaşayan ev hanımı vatandaşlarımız ile Türkiye’de bir sigortalı çalışması olmayanların yurtdışında geçen süreleri için borçlanarak emekli olmak istemeleri durumunda Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ile irtibat geçmeleri gerekiyor.

NE KADAR ÖDEME YAPILACAK?

Yurtdışı borçlanmasında borçlanma tutarı, başvuru tarihinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 82. maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azami günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın yüzde 32′si borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilen miktara göre belirlenmektedir. Bu prime esas kazanç, asgari ücrettir. Asgari ücret ise her yıl ilk altı aylık ve son altı aylık süreler için ayrı ayrı tespit edilmektedir.

Buna göre 01.01.2013-30.06.2013 tarihleri arasındaki dönem için prime esas günlük borçlanma asgari kazanç tutarı 978,75 TL /30 gün = 32,63 TL’dir. Bu rakamın yüzde 32′si ise 10,44 TL yapmaktadır. Azami tutar ise 10,44 TL’nin 6,5 katı olan 67,86 TL’dir. Bu durumda günlük borçlanma tutarı borçlanma 2013 yılının ilk 6 aylık dönemi için asgari 10,44 TL azami 67,86 TL’dir. 01.07.2013-31.12.2013 dönemi için ise prime esas günlük borçlanma asgari kazanç tutarı 1021,50 TL /30 gün = 34,05 TL’dir. Bu rakamın yüzde 32′si ise 10,90 TL yapmaktadır. Azami tutar ise 10,90 TL’nin 6,5 katı olan 70,85 TL’dir. Bu durumda günlük borçlanma tutarı 2013 yılının ikinci 6 aylık dönemi için asgari 10,90 TL azami 70,85 TL’dir.

‘UZMAN’ NEYE GÖRE UZMAN?

Almanya’daki vatandaşlarımız Türkiye’den emeklilikle ilgili, sayıları yüzlerle ifade edilen danışma büroları ve danışmanlara başvuruyor. Sözkonusu aracı kurum ve kişiler yazılı ve görsel medya üzerinden yoğun bir reklam kampanyası yaparak vatandaşlarımıza Türkiye’den emeklilikle ilgili karşılaştıkları sorunlarda çözüm vaadinde bulunuyor. Ancak aracı kurum ve sözde uzmanların birçok vatandaşa farklı vaatler ve çözümler teklif etmesi bu işin artık çok ciddi bir rant boyutu kazandığını gösteriyor. Bu konuda görüşlerine başvurduğumuz, aracılarla irtibatı olmuş olan vatandaşlarımızın beyanlarına göre aracıların hizmet bedeli 1000 ila 3000 Euro arasında değişiyor. Bu konuda çok dikkat çeken bir nokta ise bu ‘kurum ve uzmanların’ büyük bir çoğunluğunun vaat ettikleri idari ve hukuki konularla ilgili çözüme kavuşturdukları bir örnek gösterememeleri.

Konu ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz finans uzmanı ve SGK danışmanı Esin Yalçın, yurtdışındaki çalışmışlığın borçlanılması suretiyle emekli olma hakkının ilk kez 2147 sayılı kanunla 1978 yılında verildiğini belirterek, bu kanun yerine kabul edilen 1985 tarihli 3201 sayılı kanunla, borçlanmanın kapsamının genişletilerek yurtdışında ev kadını olarak geçirilen sürelerin de borçlanmaya dahil edildiğini söylüyor.

Borçlanılacak sürelerin kapsamının genişletilmesine paralel olarak borçlanmak isteyen vatandaşlarımızın sayısının artması ile birlikte büyüyen pastadan daha çok pay almak isteyen konudan uzak danışmanların ve aracıların türediğine dikkat çeken Yalçın, “Bunlar vatandaşlarımıza olmadık vaatler sunmaktadır. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın kanunları, yönetmelikleri, sık sık değişen genelgeleri bilmemeleri bu tür insanların ekmeğine yağ sürmekte olup, gelişi güzel süslü vaatlerle onları kandırmaktadırlar. Bu vaatler öyle boyutlara ulaştı ki, kanun son derece açık olmasına ve bu konuda mahkeme kararları bulunmasına rağmen Türk vatandaşlığından izinle çıkan vatandaşlarımızın Türk vatandaşı olmadıkları sürelerinin dahi borçlandırılacağı ısrarla vatandaşlarımıza söylenmektedir” dedi.

Sözde uzmanlar ve bazı danışmanlık şirketlerinin vatandaşlarımızı yanlış yönlendirdiği noktalarla ilgili örnekler de veren Esin Yalçın şunları söylüyor: “Daha Türkiye’nin hangi ülke ile ikili sosyal güvenlik sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmelerden hangilerinde diğer ülkedeki işe başlama tarihinin Türkiye’ de ilk defa işe başlama tarihi olarak sayılacağı hükmünün olduğunu bilmeyen sözde uzmanlar ve bazı danışmanlık şirketleri, her ülkedeki işe girişin mahkeme ile Türkiye’de saydırılabileceğinin yanı sıra yurtdışındaki doğumların dahi Türkiye’ de başlangıç sayılabileceği vaadi ile vatandaşlarımızın emeklilik hayallerinin yıkılmasına sebep olabiliyor.”

Sosyal güvenlik yasalarını bilmeyen, uluslararası anlaşmaları yorumlayamayan sözde uzmanların gelişi güzel yaptıkları borçlanmalar ile hem vatandaşlarımızın çok para ödemelerine, hem de SGK’ nın bağlayacağı aylıkların düşük olmasına neden olduğuna dikkat çeken Yalçın, “Mahkemeye intikal eden bir vakanın 3-4 ayda sonuçlanacağını söylüyorlar. Oysa mahkeme açıldığında ilk dava en az iki ay sonra görülmektedir. Ortalama bir yıl süren dava kazanıldığında SGK konuyu Yargıtay‘a götürmektedir. Söz konusu bu insanlar ise Yargıtay sürecinden hiç bahsetmiyor. Dolayısıyla Yargıtay sürecinin de kattığımızda 1,5-2 senede sonuç alınmasına rağmen, Almanya’da yaşayan Türkler 3-4 ay gibi sürelerde sonuç alınacağı vaadiyle kandırılmaktadır” şekline açıklamada bulunuyor.

Esin Yalçın’ın verdiği bilgilere göre, sözde uzmanlar yurtdışında çalışırken Türkiye‘den emekli maaşlarının alınabileceği ve sadece destekleme primi kesilerek bu maaşların bir zarara uğramayacağı konusunda gerçek dışı beyanlarla emekli olmuş vatandaşlarımızın emekliliklerinin iptaline veya SGK’nın alacak davalarına muhatap oluyor. Kanuna göre  yurtdışında yardım almayan veya herhangi bir geliri olmayanlar (yurtdışındaki emekli maaşları hariç) Türkiye’den emekli maaşlarını alabiliyor.

emeklilik fransa lyon paris strasbourg

AVUKATLAR UYARIYOR: İKİ AYLIK KURSTAN SONRA DANIŞMAN OLUYORLAR

Sözde uzmanların sahte vaatlerine karşı vatandaşlarımızı uyaran avukatlar asılsız vaatlere itibar edilmemesini tavsiye ediyor. Antalya Barosu avukatlarından Oya Deniz İsmetoğlu yeterli donanıma sahip olmayan kişilerin vatandaşımızı yanlış yönlendirdiğine dikkat çekerek, “Şu an Türkiye’de de, Almanya’da da sosyal güvenlikle ilgili işlerin takibi için maalesef herhangi bir yeterlilik aranmamaktadır. Zira kurumsallaşmış bir yapı ortada olmadığı gibi, iki ay gibi kısa sürede kurslara katılıp, sertifika alanlar iş takipçiliği yapmaya başlıyor” diyor.

Süslü vaatlere aldanılmaması gerektiği konusunda uyaran Ankara Barosu avukatı Alparslan Küçükdağ da bu uzmanları şöyle tarif ediyor: “Genel olarak Türkiye Sosyal Güvenlik Mevzuatı ve özel olarak da yurtdışı borçlanmasını düzenleyen mevzuat hakkında konuşmak, görüş ve düşünce mütalaa etmek için bu konularda uzman olunması gerekir. Bu konularda uzman olmak için de Türkiye’de bu konuları müfredatlarında bulunduran, Hukuk, İktisadi İdari Bilimler Fakülteleri gibi yüksekokullardan mezun olmak, hatta bu konularda yüksek lisans, doktora vs. gibi akademik çalışmalar yapmış olmak gerekir.

Bunun dışında TC. Çalışma Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu gibi kurumlarda uzun yıllar çalışmış, oralarda verilen seminerlere katılmış, devletimiz tarafından verilen “uzmanlık” kadrolarına atanmış ve fiilen oralarda görev yapmış olunması gerekir. Böyle bir geçmişe sahip olan kişi ancak ve ancak sosyal güvenlik mevzuatı hakkında “danışmanlık” yapabilir, ancak bu kişilere “sosyal güvenlik uzmanı” denebilir.

Ancak, bu kişiler bile “danışmanlık” yapmaktan öteye bir şey yapamazlar, özellikle yurtdışı borçlanması yoluyla emeklilik işlemlerinde genel olarak dava açılması ve emsal Yargıtay kararları doğrultusunda Türkiye’deki iş mahkemelerinden hüküm alınması gerekmektedir, zira bu yargısal süreçler sonunda vatandaşlarımız çok büyük avantajlar sağlayarak emeklilik hakkına kavuşmaktadırlar. İşte bu yargısal süreçlerin takibi ise sadece avukatlar tarafından yapılabilir.

Vatandaşlarımızın Türkiye’den emeklilik işlemleri eğer dava ile sürdürülecekse ki genel olarak böyle olmaktadır, o zaman tarifini yaptığım uzmanlık unvanına sahip olanlar dahi yetersiz kalırlar. Bu davaları Türkiye mevzuatına göre sadece Türkiye Barolar Birliği’ne üye avukatlar takip edebilir, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. ve 35. maddeleri açıkça buna hükmetmektedir.”

Emeklilik.Fr

YETERLİLİĞİ OLMAYANLAR SUÇ İŞLİYOR

Sözde uzmanlar veya danışmanlık şirketleri ile ilgili önemli noktalara da dikkat çeken avukat Küçükdağ konuya şöyle açıklık getiriyor: “Emeklilik firmalarına veya çantacılara baktığımızda bunların genel olarak hiçbirinin bahsettiğim uzmanlık unvanına sahip olmadıkları ve avukat olmadıkları görülmektedir. Dolayısıyla bunların kendi kendilerini “sosyal güvenlik uzmanı” ilan edip, dava süreçleriyle ilgili danışmanlık yapmaları hatta dava/ iş almaları Türk Hukuku açısından suçtur, ayrıca bu firmalar topladıkları işleri Türkiye’de bazı avukatlara para/çıkar karşılığı satmaktadır, bu uygulama da 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 48. Maddesine göre suçtur. Hatta öyle ki Almanya’da avukatlık yapan dolayısıyla Türkiye Barolar Birliği’ne üye olmayan bazı Türk asıllı Alman avukatlar dahi bu işleri yapmaktadırlar ki, bahsedilen yasa maddeleri karşısında onlar dahi suç işlemektedirler. Vatandaşlarımızın Türk Sosyal Güvenlik Hukuku ve özellikle borçlanma yoluyla emeklilik hususlarında görüş almaları, davalarını ve idari süreçlerini Türkiye Barolar Birliği’ne üye, sosyal güvenlik hukukunda da özellikle uzun yıllar çalışıp uzmanlaşmış avukatlara müracaat etmeleri kendi çıkarlarınadır.”

ŞERİF YILMAZ / OSNABRÜCK

28.04.2013 19:43

,,,,